fâsık


fâsık
(A.)
[ ﻖﺱﺎﻓ ]
kötülük düşünen.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • fasik — fàsik m <N mn ici> DEFINICIJA 1. isl. koji se ne pridržava vjerskih propisa; grešnik 2. reg. onaj koji je moralno propao; pokvarenjak, razvratnik ETIMOLOGIJA tur …   Hrvatski jezični portal

  • FÂSIK — (Fısk. dan) Günahkâr. Hak yolundan hâriç olan. Allah ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Büyük günahı işleyen veya küçük günahta ısrar eden kimse.(Ey bedbaht fâsık adam! Fâsıkların kesretine bakıp aldanma ve ekseriyetin efkârı benimle… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • fasık — sf., ğı, esk., Ar. fāsiḳ 1) Allah ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen 2) Kötülük eden, fesatçı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • FÂSIK-I MAHRUM — Günah işlemeye hazır olduğu halde fırsat bulamayan …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • FÂSIK-I MÜTECÂHİR — Açıktan açığa kimseden sıkılmadan günah işleyen. İşlediği günah ile övünen günahkâr kimse. (Böylelerin aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • FESEKA — (Fâsık. C.) Fâsıklar. (Bak: Fâsık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • surfacique — ● surfacique adjectif Qui se rapporte à une surface. Se dit d une grandeur rapportée à l unité de surface. Qui est situé en surface. surfacique [syʀfasik] adj. ÉTYM. Mil. XXe (in Larousse, 1964); de surface. ❖ ♦ …   Encyclopédie Universelle

  • fossick — fos|sick [ fasık ] verb intransitive AUSTRALIAN to look for something among a lot of other things ╾ fos|sick|er noun count …   Usage of the words and phrases in modern English

  • CERH — Yara. * Baş ve yüzden başka uzuvlardan birisini yaralamak. * Bir kimseye söğmek. Taan etmek. Sözle gönül incitmek. * Birisinin fikrini çürütüp kabul etmemek. * Şahid, yalancı ve fâsık olduğundan dolayı mahkemede hâkimin şâhidin şehâdetini… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • EFSAK — En fâsık, çok edepsiz …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük